TR EN
SAKARYA'NIN İKONİK YAPISI 'S2OSB OFİS BİNASI'
16/07/2021

BINAA mimarlık kimdir? Kuruluş hikâyeniz nedir?

BINAA, yaklaşık on yıl Amerika geçmişimdeki mimari eğitim, uluslararası gözlem ve iş tecrübemin birikimi üzerine 2012 yılında start-up olarak kurduğum bir mimari tasarım ve araştırma stüdyosudur. Stüdyonun temel hedefi Building (İnşa), Innovation (Yenilik), Arts (Sanat) ve Architecture (Mimari) kavramları çerçevesinde, Araştırma, Tasarım ve Uygulama esasları arasında kuvvetli bir etkileşimin nitelediği sıra dışı bir disiplinler arası ortak çalışma modeli ile diyalog oluşturmaktır. Her tasarım süreci farklı insan kaynakları, coğrafya, zaman, bütçe ve teknoloji koşulları altında meydana gelir. Ancak, bu koşullar, çoğu zaman bir projenin mükemmeliyetine meydan okuyan kısıtlamalar haline gelebilir. BINAA olarak, iki temel soru ile yol almaktayız: Bu söz konusu kısıtlamaları üretim süreci esnasında denemeler yardımıyla nasıl azaltabilir ve nasıl daha etkin, estetik, uyumlu ve anılmaya değer yapı alanları ve kavramsal modeller elde edebiliriz? Stüdyomuzun hedefi araştırma ve uygulama arasındaki görünür olmayan tasarım süreçlerini aydınlatmaktır.

Studyonuzun kuruluşundan bu yana mimari tasarım sürecinizi şekillendiren araştırma, tasarım ve uygulama üçgeninde oluşan mimari bakış açınız projelerinize nasıl yansımaktadır?

Günümüzde mimarlık tekillikler üzerine değil, kolektif düşünme ile ilgilidir. Çoğu mimarın amaçladığı gibi alışılmışın dışında düşünmek, böylece mimarlardan beklenen düşünce çemberinin dışına çıkmak, farklı disiplinlerden insanların, mühendislerin, iş adamlarının, işçilerin, zanaatkârların ve kullanıcıların, özgün bakış açılarını anlamak/anlatmak için bir araya gelmesi ile mümkün olur. Bu farklı perspektiflerin hepsi bir mimari eserin yaratılmasında nasıl birleştirilebilir? Örneğin, bir zanaatkâr bir fikri mühendis ya da üreticiden daha farklı algılar ve düşünce şekilleri bir araya gelir. Mimari projeler, teatral üretimler olarak düşünülebilir. Yapı tamamlandıktan sonra bir sahne halini alır; inşa edilmesinde emeği geçenler ise izleyici konumundaki sakinlere o yapının varlığı ile deneyimlerini aktaran oyunculardır. Her proje yeni bir başlangıç, yeni bir macera, sorumluluk ve en önemlisi yenilikçi fikirleri deneyimlemek istediğimiz yaratıcı süreçtir. Geriye baktığımızda teatral sürecin bizim için şekillendirdiği mimari üretim; içinde yeni hikâyelerin, yeni oyun alanlarının ve yaratıcı sahnelerin yer almak istediği projeler ortaya çıkarabilmektir.

Geriye baktığınızda vizyonunuzu ön plana taşıyan projelerinizden en önemlileri hangileridir?

Geçtiğimiz yıl Architizer A+ Awards mimarlık platformu tarafından düzenlenen ödül töreninde Mimari ve Metal Kategorisinde Dünya Birincisi olan S2OSB Yönetim binası projemiz BINAA’nın yerel başarısının uluslararası platformda duyulması ve ekibimize yeni kapılar açması anlamında büyük önem taşımaktadır. S2OSB projesinin yerel olarak Sakarya bölgesinde farkındalık ve prestij kaynağı oluşturmasının ardından, yollarımızın kesiştiği Sakarya Büyükşehir Belediyesi ve Kültür ve Turizm Bakanlığı işveren ortaklığında tamamladığımız Sakarya Şehir Kütüphanesi ve Bilgi Erişim Merkezi projesi ön plana çıkmaktadır. Bu yıl uygulamasına başlanacak ve Türkiye genelinde pilot olacak bu proje şehirlerimizin sosyokültürel anlamda odak noktasını oluşturmayı hedeflemektedir. Yenilikçi kütüphane modeli olarak her yaştan yerel kullanıcının global kültür ağı ile entegrasyonunu sağlayacak ve mimari estetiğiyle dikkat çekecek bilgi erişim merkezi olmayı hedeflemektedir. BINAA’nın kurulum sürecine baktığımızda sıra dışı yapım tekniği ve doğal taşı bina cephesine uyarlama şekli ile dikkat çeken projelerimizden birisi de Bursa’da tamamladığımız Argul Weave’dir.

Uluslararası ödül aldığınız projenizi ön plana çıkartacak olursak, S2OSB yönetim binasının tasarımının nasıl şekillendiğinden bahseder misiniz?

Bu binayı tasarlarken misyonunuz neydi? Sakarya 2. OSB gelişmekte olan Türkiye sanayisinin önemli üretim ağlarına ev sahipliği yapmaktadır. Karşımızda işveren olarak S2OSB’nin yönetimini üstlenen beş farklı firmanın yöneticilerinin ve kendilerinin belirlemiş olduğu işveren temsilcisi bulunmaktaydı. Profesyonel anlamda bütçeyi ve hedeflerimizi en baştan planlayabildik. Bu sayede tasarım ve uygulama sürecine de entegre olarak aldığımız kararlar doğrultusunda gerçekleştirebildik. İşveren heyeti tarafından ön görülen vizyoner yaklaşımın yanı sıra, mimari ekip olarak yapmamız gereken; yönetimi heyecanlandıracak, inandıracak, ihtiyaçlarını karşılayacak ve içerisindeki sanayi bölgesini uluslararası anlamda temsil edecek bir tasarım ileri sürebilmekti. Yatayda genişleyen alışılagelmiş endüstri yapılarının merkezindeki yapı; ortak kullanıma açık odak noktası olmaktadır. Mimari kurguda endüstriyel alanda yenilikçi bakış açısı oluşturabilecek idari ofisler ve çok amaçlı konferans salonunu S2OSB’nin ortak kullanımına sunduk ve dışarıya açılan kurumsal vizyonlarını yansıtmayı hedefledik.

Yapı gerek formu gerekse cephe tasarımıyla organize sanayi bölgesi içinde ikonik bir yere sahip. Bu tasarım kararlarını nasıl aldınız?

Yüksekliğin sınırlandığı endüstriyel yerleşim alanında yan yana getirilmiş farklı fonksiyondaki iki birleşik kütlenin kullanımına yönelik birbirine zıt olan geçirgen ve opak cephe dillerinin nasıl bütüncül bir şekilde çalışabileceğini sorguladık. Projede de işlevsellik ve estetik anlamında iletişim kurabilmenin ötesinde etkin sosyal alanlar ve çalışma alanları oluşturabilmek önceliğimizdi.

Siz bu tasarımla çevreyle nasıl bir ilişki kurmayı hedeflediniz?

Ortaya çıkan sonuç mühendislik ve sanat disiplinlerini harmanlayarak binanın içeriğinin çevresine estetik ve fonksiyonel anlamda dışa vurumudur. Böylesine bir yapıtın tek başına var olmasının yanı sıra sanayi ve sanayicilerin gelişimine ayna tutacak ve onların yenilikçi düşüncelerine, paylaşımlarına altyapı oluşturabilecek bir zemin yaratmayı amaçladık. Böylesine radikal bir yapının farkındalık oluşturarak çevresinin de bundan cesaretleneceğini düşünüyoruz.

Şehir merkezinde bir yönetim yapısı tasarlamakla böyle bir bölgede tasarlamak arasında ne gibi farklılıklar var?

Bu durum tasarım sürecinizi nasıl etkiledi? Ekip olarak yalnızca şehir merkezlerine odaklanmıyoruz. Aksine, mimarinin ve tasarımın öncelik olmadığı yerlerle ilgileniyoruz. Bu doğrultuda gözlemlerimizi gündeme getirerek, toplulukları, kendilerine ve çevrelerine yeni açılardan bakmaya teşvik ediyoruz. Örneğin, İstanbul’dan yaklaşık iki saat uzaklıkta Sakarya bölgesinde yer alan S2OSB projemiz, bölge için ikonik bir proje oldu; sanayi bölgesi için genel merkez ve konferans salonu olarak tasarlanan yapı, bölgenin yönetim ve mühendislik vizyonunu mimari vizyonumuzla bir araya getirdi. Bölgede örnek bir yapı oluşturarak, insanları yeni bakış açılarıyla tanıştırmayı hedefledik. Mimari tasarımın en güzel yanlarından bir tanesi her projede yeni yerler keşfetmek ve o yerlerle ilişki kurup oradaki kullanıcıların perspektifinden bakabilmektir. Bu süreç her ne kadar zorlayıcı olsa da bir o kadar da keyif verici ve ufuk açıcıdır. Karşılıklı koşulları ve niyeti ortak paydada sağlayabildikten sonra dünyanın her noktasında ve özellikle mimari tasarım ile değer katabileceğimiz yerlerde çalışabilmek isteriz.

Yapıyı en çok öne çıkaran cephe tasarımı için ilham kaynağınız neydi?

Yarı geçirgen cephe malzemesi iç mekanla dış mekan arasında nasıl bir ilişki kuruyor? Endüstriyel yapıların cephe ve büyük ölçekteki kapı tasarımlarında kullanılan metal saclara verilen alışılagelmiş geometrik formların az malzeme kullanarak fonksiyona yönelik güç elde edilmesi ile oluşan endüstriyel estetikten ilham aldık. Tasarım fikri olarak Sanayinin yönetimini sembolize edecek bu binanın cephesinde metale form vererek endüstriyel anlamda matematiksel estetiği, cephede oluşturduğumuz algoritma ve akışkan doku ile yansıtmasını hedefledik. Metal levhayı dolu ve geçirgen-perfore olarak işleyerek, cepheyi sarma fikrini geliştirdik. Dolayısıyla tek malzeme ile fonksiyonların ihtiyaçlarına göre konferans salonundan (opaktan), ofislere (geçirgene) doğru değişkenliği sağlayabildik. Panellerin geometrik bükümleri kendi içerisinde yapısal özellik kazanmasının yanında gün ışığını farklı açılarda yansıtan ve iç mekanda filtreleyen ritmik bir dil oluşturdu.

Yapının cephesinde yansıtılan mimari dilin iç mekanlarda da devam ettiğini görüyoruz. Yapının iç mekan kurgusu nasıl şekillendi?

Cephede tasarladığımız geometrik dili koruyarak konferans salonunun iç mimarisini fonksiyona yönelik adapte ettik. Konferans salonunun iç kabuğu akustik açıdan tasarlanmış, geometrik, lamine ahşap panellerden oluşuyor. Ofis tarafında ise şeffaf çalışma alanlarını kavrayan ikincil cephe tasarımı fuayeden görünümü ile bambaşka bir etki yaratmaktadır. Günün farklı saatlerine göre gün ışığının cephe paterninden süzülmesiyle oluşan gölge iz düşümleri iç mekan kurgusunda zamanın değişkenliğini farklı biçimde kullanıcıya aktarmaktadır.

Cephede kullanılan metalin soğuk etkisine karşı iç mekandaki sıcak atmosferi nasıl sağladınız?

Dış cephe ve iç mekan malzemeleri arasında nasıl bir bağ var? Metal cephenin soğuk etkisine karşı, doğal taş ve ahşap kullanımının iç mekanda sıcak bir atmosfer yaratarak; mimari yaklaşımımızda malzeme ve mekan ilişkisi üzerinden kontrast oluşturduk.

Ofisler ve çalışma alanlarını tasarlarken kullanıcılara nasıl mekânlar sunmayı hedeflediniz?

Binayı giriş tarafından karşımıza aldığımızda sol tarafta konferans salonu, minik bir sergi salonu ve fuaye var. Sağ tarafın zemin katında ofis fuaye ve şeffaf ofislerin yer aldığı S2OSB’nin yönetimini sağlayan yüksek tavanlı mühendislik ve mimari ofisleri, toplantı salonu, yemekhane, arşivler yer alıyor. Üst kat yönetim birimlerini içermektedir. L şeklinde çalışan koridorun bir ucunda ana yönetim ofisi, diğer ucunda toplantı salonu, ortasında müdür ofisi ve karşılama alanı ile sekreterya yer almaktadır. Her iki katta çalışan L şeklinde koridorlarda özel üretim ofis bölmeleri siyah ve gri tonları arasında zeminde doğal taş, cam bölme ve tavanda siyah pvc malzemelerinin yansımalarının karışımı ile sonsuzluk hissi sağlamaktadır. Mekanlar doğal ahşap kaplı entegre mobilya duvar ve tavan kaplamaları ile özelleştirilmiş çalışma ve buluşma alanları ile yönetimin vizyonunu en üst seviyede yansıtmayı istedik.

Bina kendi kullanıcısın ihtiyaçlarını karşılamanın yanında konferans salonuyla da kamuya açılan bir birime de sahip. Yapının bu parçasının tasarımı için nasıl bir yol izlediniz?

S2OSB Konferans salonu çeşitli endüstri alanlarını, ilgili kitleleri bir araya getirmek ve birleştirmeyi hedeflemektedir. Konferans salonunun tasarımı akılda kalıcı ve fonksiyon olarak butik ölçekte çok amaçlı etkinliklere ev sahipliği yapabilmektir. Böyle bir birleşim, bir yandan endüstrinin sahip olduğu büyük potansiyele dikkat çeker, bir yandan da Türkiye’nin iç bölgelerindeki bu potansiyeli ortaya çıkarmada tasarım ve mimarinin önemli rolünü gösterir. Konferans salonunun tasarımı için 3D model üzerinden geometrik varyasyonları akustik danışmanımız ile test ederek ideal formu elde ettik. Ardından üç boyutlu tasarımı mock-up çalışmaları ile geliştirerek sahaya aktarabildik. 

Metal ve camın yoğun olarak kullanıldığı yapıda ısı, ışık ve ses kontrolünü nasıl sağladınız?

Cephedeki geometrik doku, metalin yansıtıcı özelliği ve güneş ışığının farklı saatlerdeki değişkenliği cephe etrafında dinamik bir algı oluşturur. Genel olarak baktığımızda ise konferans salonunda dolu olarak başlayan ve ritmik olarak artan perfore paneller, ofis tarafında cepheden koparak güneş kırıcı işlevi görmektedir. Çalışma alanlarında direkt gün ışığını kırarak mekansal konfor sağlayacak şekilde ışığın geçirgenliğinin ve ısı seviyesinin kontrolünü sağlayabildik.

SAKARYA S2OSB OFİS BİNASI

Sakarya Bölgesinde yer alan S20SB, Sakarya İkinci Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu’nun yönetim binası, genel merkez ve konferans salonu işlevlerini üstleniyor. Yönetim ve mühendislik ekiplerinin vizyonlarını birleştirdiği, bölge için ikonik bir yapı niteliği taşıyan bu bina, insanları yeni açılardan bakmaya teşvik ediyor. Yeni bir bakış açısı, endüstriyel gelişimin ana konseptini yansıtan yeni algılama / öğrenme metotlarına öncülük ediyor. İncelikle işlenmiş metal cephe binayı sarmalayarak yapının, yönetim merkezinden konferans salonuna, çok amaçlı fonksiyonlarına eşlik ediyor. Geometrik dokulu kabuk, konferans salonunda dolu paneller ile başlayarak, dizilimi ritmik bir şekilde artan perfore paneller ile devam ediyor. Ofis alanlarında bu paneller çift cidar işlevi görerek gün ışığının kontrollü bir şekilde filtrelenmesini sağlıyor. İç mekan dış cephe tarafından kamufle edilirken, kullanıcılar dışarıyı görebilmeye devam ediyor. Gün ışığı, eloksallanmış, satine edilmiş, katlanmış ve matematiksel olarak bir kompozisyona uyarlanmış metal dış cephenin görünümünü değiştiriyor. Geceleri ise, aydınlatma tasarımı yapının çift yönlülüğünü vurguluyor; cephenin sağır kısmında, ritmik dağıtılmış perfore panellere entegre edilen aydınlatmalar ile ışıklandırma sağlanırken, ofis alanlarındaki tamamen perfore paneller ile iç mekan aydınlatması alternatif bir cephe algısı yaratıyor. Böylelikle dinamik dış cephe, yapının işlevini sanatsal bir yolla ifade ediyor.


PROJE PROJECT: SAKARYA ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ YÖNETİM BİNASI / SAKARYA ORGANIZED INDUSTRIAL ZONE ADMINISTRATION BUILDING MİMARİ ARCHITECTURE: BINAA - BUILDING INNOVATİON ARTS ARCHITECTURE KONUM LOCATION: SAKARYA, TÜRKİYE / SAKARYA, TURKEY ÜRÜNLER PRODUCTS: DİVERSA DUVAR GİYDİRME SİSTEMLERİ, DİVERSA MODÜLER BÖLME DUVAR SİSTEMLERİ, DİVERSA FLUSH STRÜKTÜREL BÖLME DUVAR SİSTEMLERİ, AYARLI KAPI KASALARI SİSTEMLERİ, SEPİA ÖZEL ÇÖZÜMLER ASMA AHŞAP TAVAN SİSTEMLERİ / DIVERSA WALL COVERING SYSTEMS, DIVERSA MODULAR PARTITION WALL SYSTEMS, DIVERSA FLUSH STRUCTURAL PARTITION WALL SYSTEMS, SEPIA SPECIAL SOLUTIONS SUSPENDED WOODEN CEILING SYSTEMS FOTOĞRAFLAR PHOTOGRAPHY: THOMAS MAYER, EMRE DÖRTER
© 2021 ASPEN Yapı ve Zemin.Tüm hakları saklıdır.