TR EN
İşitme Kaybı Yaşayan Bireyler İçin Mimari Tasarım
22/10/2021

Büyük ölçüde işiten bireyler tarafından ve onlar için inşa edilen yapılı çevrelerde yaşıyoruz. Ancak sandığımızın aksine, işitme kaybı her zaman doğuştan değildir, er ya da geç hepimizin başına gelebilir. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, 65 yaş üstü insanların neredeyse üçte biri, işitme kaybından mustarip.

İşitme engelli kişilerin mekânsal talepleri, görme engeli bulunan veya hareket kabiliyeti kısıtlı olan bireylerin talepleri kadar fark edilir olmasa da işitme kaybı olan insanlar da mekanı işitebilenlerden daha farklı algılamakta ve deneyimlemekteler. Onlar, görme ve dokunmanın mekânsal farkındalık ve algıda birincil araç olduğu zengin bir duyusal dünyada yaşamaktadır. Fakat, yapılı çevrenin tasarımında yeterince göz önünde bulundurulmamış olmaktan kaynaklı zorluklar yaşamakta ve bunların üstesinden gelmek için çevrelerini, kendilerine özgü varoluş biçimlerine uygun hale getirmek için çaba harcamaları gerekmektedir.

İyi haber şu ki, mimarlık ve iç tasarım dünyasında, daha fazla profesyonelin işitme engelliler için mekanlar yaratmaya dikkat etmesiyle DeafSpace olarak adlandırılan mimari yaklaşım ön plana çıkmaktadır. Ve DeafSpace tasarım ilkelerinin göz önünde bulunduğu mekanlarda, işitme engellilerin ekstra bir çaba harcamalarına gerek kalmayacaktır.

Duyular arasındaki karşılıklı ilişki, yapılı çevreyi inşa etme yollarımız ve kültürel kimlik hakkında değerli bilgiler sunan DeafSpace Projesi (DSP), mimar Hansel Bauman (Hbhm Architects) ve Gallaudet Üniversitesi'ndeki ASL Sağır Çalışmaları Bölümü birlikteliği ile kuruldu. DeafSpace, beş yıl boyunca sağır deneyimleri ve yapılı çevre arasındaki beş ana temas noktasını ele aldı. Çalışmalar sonucunda 150 farklı tasarım detayı belirlendi ve DeafSpace Kılavuzları geliştirildi.

Duyusal Uyarım

Görme duyusunun öne çıktığı bir kültürde, mekan deneyiminin tüm duyuları kapsadığını unutma eğilimindeyiz. Kökleri 1950'lere dayanan çok-duyulu tasarım, duyular aracılığıyla gerçekleşen bir mekan deneyimi önererek daha geniş bir kullanıcı kitlesini tatmin etmenin mümkün olduğunu gösterir. Örneğin, geniş görüş alanları sağlamak için geniş pencereler veya açık alanlar tasarlamak.

Mekan ve Yakınlık

İşitme engelli insanların, kullandıkları görsel-uzaysal dillerin (işaret dili) doğası gereği, konuşmalar sırasında çevrelerinde yeterli alana sahip olmaları gerekir. 4 kişiden fazla olan mekanlar için lineer değil geniş veya dairesel dağılımlar düşünüldüğünde tüm katılımcıların birbirini görebileceği açık bir iletişim kanalı sağlanabilir.

Hareketlilik ve Yakınlık

İşitme engelli insanlar, işaret diliyle sohbet etmek için aralarında boşluğa ihtiyaç duyarlar, ancak yürürken, duyamadıkları için gözden kaçabilecek olası tehlikelerden korunmak için çevrelerini sık sık tararlar. Konuşma kolaylığının yanı sıra olası tehlikelere karşı önlem almak için daha geniş yürüyüş yolları ve açık planlar tercih edilmelidir.

Akustik

İşitme engelli bireyler birçok farklı türde ve derecede işitme seviyesini deneyimler ve birçoğu sesi geliştirmek için işitme cihazları gibi yardımcı cihazlar kullanır. İşitme kaybına sahip bireyler sesi, oldukça dikkat dağıtıcı şekillerde algılayabilir. İşitme engellilerin mekan deneyimi düşünüldüğünde, yankıyı ve diğer arka plan gürültü kaynaklarını azaltacak bir mekansal planlama ile gürültü veya ses kaynaklarını doğru şekilde dağıtmak ve temel akustik ilkeleri takip etmek oldukça önemlidir.

Işık ve Renk

Görsel verilere daha duyarlı olan işitme engelliler, renk ve ışık sorunları nedeniyle konuşma kesintilerine maruz kalabilirler. Bu ve benzeri problemlerin önlenmesi ve işitme engelli bireylerin mekan kullanım kalitesinin sağlanması için diğer insanların yüz ifadelerinin ve el hareketlerinin net bir şekilde algılamasına yardımcı olan, cilt tonlarıyla kontrast oluşturan renkler kullanılmalı, yeterli doğal ve yapay aydınlatma sağlanmalıdır.

KAYNAKLAR:

© 2021 ASPEN.Tüm hakları saklıdır.